evbazarblog is written by the team members of evbazar.com - Turkey's Real Estate Multi Listing Service. So if you're wondering what we do in our spare time... evbazar.com. Türkiye’den Emlak aramalarınızda ve ilanlarınızda; Emlak ilgili tüm iş kollarında tek adresiz.

Thursday, November 16, 2006

Kış artık evlerde, onümüzde yaklaşık olarak dört veya beş ay gibi soğuk günler var. Evlerimiz ne durumda bu kışa hazırmı? Nasıl ısınılır ve bu en ekonomik yapılır?Bu tür konularda bir denetleme yok, dogal gazla ısınanda başının çaresine bakacak, odun ve kömürle ısınanda...
Isı kaybını önlemek için kirada dahi olsanız cam, kapı aralıklarını kapatınız. Oda kapılarını kapalı tutarak ama aynı zamanda banyo ve WC pencerelerini acık tutarak temiz havanın sürkülesini yapmanız gerekiyor. Sobalara dikkat, bu yıl olsun gaz zehirlenmesi konusunda daha dikkatli olalım. Gaz dedektorlerini bulabileceginiz bir çok yer var, 1 tanesi tüm ailenin hayatını kurtarmaya yetiyor, hem banyolarda hemde soba yakılan yerlerde mutlaka bulundurun. Yüksek alarmlar uykudan bile uyandırıp hayat kurtarıyor. Umarız yabancıya endekslenmiş ev fıyatları artık Türkiye askari gelirlilerinin ihtiyaçlarını düşünerek bir fiyat uygulaması yaparlar. Türkiye genelindeki 40 bin kiracıyı en kıssa sürede ev sahibi olarak görmek ümidiyle, umudunuza sıkıca sarılın ve önce siz inanın, gerçekleşsin.

Thursday, October 05, 2006

Biz günlük koşturmacalar içinde git gel yaşarken, ülkemiz üzerinde ne kadar etkin olduğumuzu hiç düşünmeden geçen bir yığın zaman akıp gidiyor... Hani oruç ayındayken insanlar genel olarak daha bir iyimser ve etrafına yardımsever olur, genel düşüncesinden yola çıkarak, bugün kendimiz, komşumuz ve ülkemiz için ne yaptık sorusunu daha çok sormalıyız diye düşünüyorum... Bu soruların sadece bu aylarda değil genel olarak yılın her günü sorulması gerektiğini hissediyorum... Zor günlere itilmeye çalışan ve sürekli irdelenen bir ülkedeyiz, gelin hep birlikte bu zorlukları aşıp her zaman olduğu gibi duyarlı ve doğru kararlı bütünlüğümüzü koruyan ve gittikce güçlenen bir ülkeyi nasıl daha ileri götürürüzü düşünmenin haricinde uygulamaya geçirelim...
Yolda yürürken yerlere çöp atmamakla başlamak bile ülke çapında büyük bir çevreni temiz tut hareketidir. Parklarda çekirdek yemek güzelde her park oturağının altında binlerce çekirdek kabuğu hiç güzel durmuyor. Yerlere tükürmenin bir çok hastalığı çocuklarımıza ve arkadaşlarımıza bulaştırmak olduğunu anlıyalım...
Mesela önce biz gülümseyerek başlayalım güne , hemde tüm zorluklara karşı inatla yapalım bunu ...O zorluklarda bir gün gelip yumuşayacak bize gülümseyecektir.
Hemen kızmayalım duyduğumuz gördüğümüz şeylere önce bir derin nefes alıp kendimizi karşı tarafın yerinde farzedip , mutlaka bizim o dakkika aklımıza gelmeyen bir sebepten bunların olduğunu farzedip bir kez daha soralım karşıya bakalım aklımıza ilk gelen o kötü düşünceler hakkikaten karşı tarafında hemfikir olduğu şeylermi yoksa bambaşka nedenlermi var bir öğrenelim...
Unutmayalımki bizler aynı dili konuşuyorda olsak aynı ülkede yaşıyorda olsak, akraba dahi olsak yinede farklı yapılara sahip kendine özgü bireyleriz...Hepimiz insan grubundayız ve kişiliklerimizle farklı insanları oluşturmaktayız...
Unutmayalımki amacımız bizden daha iyilerinin olduğunu görsek bile en iyiden daha iyisi nasıl oluruz sorusunun peşinden koşmak...
Tembeller başkalarını kötüleyerek kendilerini yüceltir, kendisini yeterli bulmayanlar başkalarını övüp yandaşlık yapar...
Hatamızı görüp özür dilemek, bizi yüceltir ,alçaltmaz...

Wednesday, July 05, 2006

Bu bir Boğazkent sahil resmidir..
Boğazkent nerede biliyormusunuz?

Yaz geldi , herkezler açılış yapıyor... Bodrum, İzmir, Antalya... İstanbulu saymıyorum artık bu isimler arasında çünkü yazı kışı dinlemeyen ; gecesi gündüzü olmayan bir şehir ..
Antalya dan bahsetmek istiyorum biraz etrafındaki ,içindeki güzelliklerden .. Şehrin haricinde Belek, Kemer, Manavgat, Side, Alanya neredeyse hemen herkezin bir çırpıda sayıverdiği isimlerdendir.. Bugün ben size adı duyulmamış ama hemen her adı duyulmuş yerin yanıbaşında var olan Bogazkentten bahsedeceğim.

Boğazkent öyle sessiz bir ilerleme içerisindeki bu sessizliğe daha fazla dayanamadım. Serik dersem aklınıza Belek gelecek ama hemen Belek yanıbaşında yer alan Bogazkent pek duyulmamış bir isim. Yanı Aspendosa yakın. Magaralara yakın bir mesafede.. Yani Side , Manavgat'a yakın bir yerde. Antalya şehir merkezinden Alanya çevre yolunda, Alanya ya doğru giderken Serik içinde önce Belek- Kadiriye yol ayrımı geliyor sonra Karadayı.....Bogazkent yol ayrımı hiç söylenmiyor hem en ortada hemde saklı bir konumda; altın kumlu sahiliyle gizlenmeyi başarmış. Eger sahil yolunun açılmasına devam edilirse işte o zaman adını çoook duyuracak, arada akan nehirlere yapılmamış köprüler yüzünden şimdilik saklı bir güzellik..

Kadiriye ve Karadayı içerlerde kalıyor, her ikisininde akarsulara cephesi var oysa Bogazkent sahile cepheli... Hani bazıları bu sessizlikten pekte mutlu, meydan boş deyip bu keşfedilmemiş cevheri işlemeye uğraşıyor... Bize sorarsanız , aramızda kalsın öyle çok bir zaman beklemeden Boğazkent çığlığı kopacak.. Değerli bir yerin keşifinde bulunanlar, her yaz sürekli geliyorlar.. Alman uyruklular, Hollandalılar, İngilizler şimdiden oradalar bile...

Belek sahiline giderseniz denizi göremezsiniz çünkü orman ve Golf clupleri mavi deniz manzarasını yeşile boyamıştır. Önce yaklaşık 3km gibi bir Orman mesafesini yürümeniz gerekirki bir parça deniz mavisi görebilesiniz...

Bogazkent Villalarla yapılaşmış, yeşili ve maviyi bir arada taşıyor. Düzenli bir yerleşim gösteriyor.. Yani Belek gibi çarpık bir yapılaşması yok. Boğazkentte Caddeler gayet güzel yapılmış, sokaklarda öyle.. Boğazkent belediyesi hem yol yapımı hem çevre düzenlemesi ve parklarla çalışmalarına devam ediyor.

Yol kenarlarında ve ortalarında ağaçlandırmalar var, henüz genç olmalarından dolayı gölgeleri biraz küçük ama sonuçta temiz ve düzenli doğayla yapılaşma resimlenmişler...Kooperatiflerin yazlık evler projeleriyle başlamış, asıl adı Bogazak olan köyünde sonradan adı degiştirilmiş.. Halen Serik içerisinden binilen Boğazkent minübüsleri bu köyün içinden geçer, denize doğru sahildeki yazlıkcıların yerleşim alanına doğru gider.

Sahilde iki adet otel faal çalışmakta,.Yaz geceleri hem Boğazkent Otellerinin, hemde Belek otellerinin havayi fişek gösterileri; sıcak geceleri rengarenk boyarken, gündüzleri ise denize ve kumsala bırakır kendini..

Büyük bir postahane binası yapılmış durumda tek eksik , memurların tayini ve faal hale geçirilmesi...Serik merkezdeki postahane ve diğer ihtiyaçlar için her yarım saate bir geçen mınübüsler, yaz yogunluğunda 15 dakkikada bir sıklıkta geçiyor. Boğazkent sahili; çarşıları, pazarları, alışveriş merkezleri, restaurantlar, açık bar, dısco, su sporları ile eylenebileceğiniz ve dinlenebileceğiniz bir küçük tatil beldesi...


Nasıl mı gidilir işte yolları
Serik içerisinden geçen çevre yolunu takip edin, ılk ışıklardan saga dönün, Karadayı köyünden gecip direkt Villaların arasından sahile arabanızla 15 dakkikada ulaşırsınız..

Veya Serik sanayi içinden Bogazak köy yolunu tuturup köy çıkışında kıvrımlı yolu takip ederek..

Yada Serik çınaraltının yan tarafındaki park girişindeki Bogazkent mınübüslerini kullanarak...


What is a Bogazkent and how can I get one?

Bogazkent is a little village on the Turkish Riviera, about 45 min from Antalya. One of those best-kept-secret places, and the reason its a secret is because in years past, the locals didn't want a tourist explosion, so what's the best way to keep tourists out? Let the roads go to rack and ruin. If the road is passable for tracktors and motorbikes, that's enough for them. Tourists use cars... and Busses.... That'll learn 'em!!!

But those days are gone, and the roads are now more than passable. The main road even has palm trees down the center. Tourists now come, by car-load and bus-load to the resorts and looooooong sandy beach. But still the name Bogazkent is not on par with Belek, the town next door. It looks like that's set to change too.

The reason? Golf. (And the loooooong sandy beach). With the Belek golf courses a 5 min drive away on one side, and the new marina complex and a new golf course under construction on the other, the little holiday town of Bogazkent has got to be THE place to invest in right now. The properties there are well established, and they don't have the price tags of Belek's villas. Yet.

It is still possible to find properties for less than 100,000 Euro - Private villas with a garden, and only 5 min walk to the beach, or 10 min walk to the established golf courses. With it's ideal situation and loooooong sandy beach, once the cat's out of the bag, the prices are set to go in the Belek direction - up, up, up.

So. That's a Bogazkent. And how do you get one? Quick search on www.evbazar.com.

But don't tell anyone. It's a secret!!!

Saturday, June 17, 2006

Small thing amuse small minds, and let me tell you, I am amused! The small thing in question is a teeny menny button saying rss. I have been seeing these little buttons all over the net and wondering what it's all about, so yesterday I went on a voyage of discovery and managed, finally, to figure out the whole rss / xml thang. (Still not sure HOW it works, but the fact that it works is enough for me :)

So, evbazar.com now has it's own rss feed to send out into the ether. It can be found here. Now anyone wanting ALL the info on buying property in Turkey can feed-read. I also managed to find the important things in life - the football results - and have them displayed on our site. Move over Mr Gates!!!

Monday, May 08, 2006

Mortgage

Çıktı çıkıyor bu yıl hemde... denirken, bakın neler oldu tutulu ipotek artık 2008 de deniyor. Peki olsun yeterki düzgün ve sağlam bir şekle oturtulduktan sonra olsunda biraz daha bekleriz. En azından ben beklerim; eğer bir borca girilecekse bu kadarda acele etmenin kime ne yararı var?
Aslında Bankalara iki yıl gibi bir zaman daha verilmedimi böyle olunca , mortgage alternatifi ertelenince? Bizce bu sistem için kredi kontrol sisteminin öncelikle oturtulması ve bunu bankaların değil hatta bankalarında hesap vereceği bir merciide olması gerekiyor. Her ne kadar mali uzman veya ekonomist olmasakta sanki sistem biraz havada gibi geliyor. Kontrol ve takiple birlikte giden yurt dışında en paralı şirketleri bile bir çırpıda deviren bir Kredi sistemini duyarken bizde böyle usulcacık konduruluverilen ve Kredi kontrol merciilerinin adını bile duymadığımız hatta söylentisinin bile olmadığı bir sistem mi olacak?
Bankalar şimdilik kendi mortgage' larını uygularken birde faizlerden bir yığın insan mağdur olmuşken nasıl bir sistem oturtulmaya çalışılıyor? Alt kurulun, gelir vergisinden kullanılacak mortgage' ın 100.000ytl miktarını düşebilir kararına, Sayın Maliye bakanımız genelden kayıp olur vergi kaybına uğrarız diyor ve bu hükümetten bu şekliyle gelmedi, orada vergiden düşme bölümü yoktu diyor.
Mortgage senelerdir uygulayan ve bu sistemle insanlarını ev sahibi yaparken sürekli bir gelir elde eden ülkelerde kullandığınız mortgage kredisinin giderler bölümünde, bazı ülkeler pul vergisini kaldırmışlar, böylece toplam miktardan binde bir oranında (Avustralya) bir azalma olmuş. (örneğin kullanılan 200.000 den 1000 AU indirim sağlanmış). Yine eğer ailede bir tek çalışan varsa mortgage kullanılmışsa vergiden bir kısmının düşülmesi hakkı var. Sistem oturtulduktan sonra bile değişim içinde olacağından böyle şeyler normal görünüyor.
Peki pahallı krediyi ucuz krediyle değiştirme imkanını neden uygulamamak için bir yığın bahane getiriliyor? Yoksa bazı bankalarımız öyle tokki artık başka müşteri gelsin insanların hesapları olsun gayretinde değiller mi? Ne dersiniz yine neler oluyor oralarda?
Bu konularda kesin bilgilerinizi bizede iletirseniz seviniriz.

Thursday, April 20, 2006



Emlak ilanlari, Arama. Property Turkey. Emlakla ilgili Iş Kollari ilanlari.

They say that here in Turkey, even your waiter will try to sell you real estate. Well, I've figured out why!!!

I was sitting in a cafe in Antalya, enjoying the spring sunshine and discussing a hotel project for upcoming sale. The waiter came and brought us our tea, and very soon afterward, came back - with a notepad! So, he said casually, how much are they asking for the hotel? Where is it, who owns it, there's an aqua-park in the complex, see, there, in the picture, it'll be an easy sale, here's my card, can I have yours please...

In a land where you can approach 5 agents all selling the same property for a different price, you have to wonder where the 'Chinese whispers' start... And stop! Probably in a cafe.

The moral of the story - ask to see the Tapu. If the agent has a copy of the Tapu, it means they have the authority to sell the property. If they don't have a copy of the Tapu, they are just another part of the game - and have probably hoisted the price to include their cut.

And if you're sitting in a cafe in Antalya, enjoying the spring sunshine and a waiter asks if you're interested in buying a rather nice hotel (with aqua-land), say hi from me :) .

Thursday, April 06, 2006

Yaz geliyor. Hemde bir telaş bir telaş... vitrinler şenlenmiş. Şimdi bu koşturmacada bir de yaz tatili çıktı diyenleriniz vardır arada. O kadar büyütmeyin canım bir hafta bile olsa keşke herkez güzel bir tatil yapma olanağı bulsa, bizim asıl düşüncemiz. Oteller fiyatları iyice düşürmüşler belki bu yıl olur, belki bu yıl bir tatil yapılır. Normal yaşam standartları bir parça düzelse hani şöyle her aile ay sonunu nasıl getireceğimi düşünmeden yaşayabilse ne güzel olur. Eğer verilen kararlarda sorumluluk alınır , kimin ne vaat ettiği bunların ülke çıkarlarını ve genel yaşam düzeylerini nasıl etkileyeceği iyice anlaşılarak bir karara varılır olsa daha bilinçli olunsa ......
Ülkemiz şu ağır şartlı anlaşmalardan bir 20 yıl içinde düze çıkacak. O kadar zengin madenleri olduğu için doğu bölgesini sürekli karıştırmaya kararlı dış güçler. Orada yaşayan insanımızında bu duruma canı sıkkın. Tüm Avrupanın yiyecek ihtiyacını karşılayacak kapasitemiz var. Çiftcimizin organize olması gerekiyor, birlikler kurması standartları ögrenip ona göre üretim yapması ,birliklere ait paketleme yerlerinin olması gerekiyor birde pazarlama yapacak birileri , sonrası her yere satış yapılıp hiç bir mamül geri dönmeyecek. Sonrası Avrupayı biz besleyeceğiz. Sonrası döviz girdisi bir parça ülke ekonomisine katkı.. Daha düzgün yollar, daha çok hastane, daha çok okul...